Influencer Pazarlama Markalar için ne kadar güvenli?

2015 yılıyla beraber sosyal medya kullanımının zirve yapması sonucunda markalar pazarlama faaliyetlerini Instagram, Facebook, Youtube gibi dijital kanallara kaydırdılar. Aslında geleneksel kanallardan kaçış çok daha öncesinde başlamıştı ancak influencerların oluşması, ortaya çıkması ve markalar tarafından potansiyellerinin anlaşılması biraz daha geç oldu. Influencer pazarlama sektörünün ekonomik büyüklüğüne bakıldığında 2016 yılından itibaren dünya çapında her yıl büyük bir artış göze çarpmakta.

Her yeni doğan sektör gibi Influencer pazarlama sektörünün de büyüme hızı ve ekonomik büyüklüğü bu kadar hızlı bir şekilde artarken, bu potansiyeli sonuna kadar kullanmak isteyen markalar ve diğer katılımcılar ne yazık ki işin yasal ve güvenlik konusunu göz ardı etmekte. Potansiyele bu kadar odaklanan markalar, tehditleri görme konusunda son derece uzakta kalmaktalar ve bu durumun bazı kötü sonuçlara yol açtığı da bir gerçek. Bu durumlardan ilki, gerçek influencer özelliklerine sahip olmayan sözde “influencerların” markalar ile iş birliği yapmasıdır. The Wall Street Journal’daki (2018) bir habere göre orta seviye influencer olarak değerlendirilen 50.000-100.000 takipçili Instagram hesapları genelde %20 sahte takipçilerden oluşmakta. Bu durum takipçi sayısı üzerinden influencer pazarlama yapmayı tercih eden markalar için büyük bir yanlış.

Influencer pazarlama sektöründeki bu tarz sahte durumlar CBS’e göre (2019) 2019 yılında markaların 1.3 milyar Amerikan Doları’nı boşa harcamalarına sebep oldu. 8 milyar dolar büyüklüğündeki bir pazarda 1.3 milyar dolar %16 yapar ki bu da durumun önemini ortaya koymakta. Sahteciliğin ve dolandırıcılığın yalnızca ekonomik olarak zarar verdiğini söylemek çok naif bir söylem olur. Pazarlama departmanları için neden olduğu zaman ve enerji kaybı da çok büyük. Invesp’nin Pazarlama çalışanları ve pazarlama müdürleri arasında yaptığı bir anketin sonuçlarına göre pazarlamacıların %50 si sahte takipçileri fark etmenin influencer pazarlamadaki en büyük mücadele olduğunu söylüyor. Yine aynı ankette pazarlamacılar ve markaların %63 ü daha önce başlarına bir influencer dolandırıcılığı geldiğini belirtmişler. Tüm bu verilere bakıldığında influencer pazarlama markalar için aslında bir fare kapanıymış gibi gözükmekle beraber sektör kendi dinamiklerini oturtup, standartlaşmaya başladığında bu tarz sorunlar ile daha az karşılaşılacaktır.

Bu noktada ILONSI’nin çıkış nedeni ve hangi sorunlara çözümler ürettiği daha iyi anlaşılabilir. ILONSI bir pazaryeri olarak markalara çok küçük bütçeler ile doğru influencerlara zahmetsiz bir şekilde ulaşmayı taahhüt etmektedir. ILONSI’ye kayıt olan influencerların etkileşim oranı, yorum beğeni oranı gibi çeşitli veriler toplanır. Bu parametreler sayesinde markalar iş birliği yapabileceği influencerları daha doğru bir şekilde seçebilir. Aynı şekilde markaların aktif pozisyondan daha pasif bir pozisyona geçirerek üzerlerindeki iş yükü hafifler çünkü markaların yapması gereken tek şey bir ilan oluşturup daha sonra kendi isteklerine göre filtreledikleri influencerlardan birini seçmektir. Marka ve influencerların arasındaki herhangi bir anlaşmazlık durumunda, ILONSI ödemeleri iş birliği tamamlanana kadar kendi içinde tutar böylece bir kontrol ve geri hak iddia etme mekanizması oluşmuş olur. Sonuç olarak iş birliklerinizi güvenle yapabilirsiniz.